Çocuk Gelişimi

GELİŞİM İLKELERİ

Her canlı kendi türünün gelişim ilkelerine göre büyür, olgunlaşır ve öğrenir. İnsanın
da kendine özgü gelişim ilkeleri vardır. Bu ilkeleri göz önüne almadan, çeşitli dönemlere ait
gelişim özelliklerini tanımak zordur. Gelişimi anlayabilmek ve yorumlayabilmek için bu
ilkelerin dikkate alınması gerekir. Bu ilkeler şu şekilde sıralanabilir.
 Gelişim, biyolojik faktörlerden ve çevreden etkilenir.
 Gelişimde bireysel farklılıklar vardır.
 Gelişimde kritik dönemler vardır.
 Gelişimde bir sıra vardır.
 Gelişim baştan ayağa doğrudur.
 Gelişim içten dışa doğrudur.
 Gelişim genelden özele doğrudur.
 Gelişimde çevresel faktörlerin etkisi, gelişimin hızlı olduğu zaman çok, yavaş
olduğu zaman ise azdır.
 Gelişim, farklı alanlarda farklı hızla meydana gelir.
 Gelişim, devamlılık ve belli aşamalar içinde bir evrim gösterir.
 Gelişim tüm alanlarıyla bir bütündür.

GELİŞİM DÖNEMLERİ

İnsan gelişimi, döllenmeden başlayarak yaşamın sonuna dek devam eden bir süreçtir.
Gelişim dönemlerindeki yaşlar, değişik kaynaklara göre farklılık göstermektedir. Genel
olarak doğumdan sonraki ilk 2 yıl bebeklik, 3-6 yaş ilk çocukluk (oyun), ilkokul yıllarını
kapsayan 7-11 yaş ikinci çocukluk, 12-18 yaş ergenlik dönemi olarak kabul edilir.

 Bebeklik dönemi ( 0-2 yaş )
 İlk çocukluk (oyun) dönemi (3-6 yaş )
 İkinci çocukluk (ilkokul ) dönemi ( 7-11 yaş )
 Ergenlik dönemi (12-18 yaş )

Bebeklik Dönemi ( 0-2 Yaş )

Bebeklik dönemi çocukların en hızlı büyüyüp, geliştikleri dönemdir. Çocuğun her
yönden sağlıklı büyüyebilmesi bu ilk yıllarda gösterilecek özene bağlıdır. Bu dönemdeki çocuklar bedensel (kas ve kemik) gelişimlerinin, bir uzantısı olarak kendi başlarına hareket edebilmek, yürümeyi öğrenmek durumundadır. Böylelikle bebek, anneye bağımlı olmaktan kurtulur ve dünyayı keşfe çıkabilir. Yürümeyi öğrenme 9 ay civarında ayakta durma çalışmalarıyla başlar ve 2 yaş civarında yürümede ustalaşma biçimini alır. Kemiklerdeki en hızlı gelişme yaşamın ilk yılı içinde görülür. Daha sonra ergenlik dönemine kadar gelişme hızında bir düşme ortaya çıkar. Bebek, dünyaya gelir gelmez zihinsel ve ruhsal olarak da gelişmeye başlar. Bu dönemde alıcıdır. Duyduğu, gördüğü, dokunduğu her şeyden duyumlar
alır. Algılar edinir ve bunları biriktirerek belleğine yerleştirir. Zamanı gelince de bu bilgileri kullanmaya başlar. Yaşamın ilk aylarında bebek, her açıdan annesine bağımlıdır. Çocuk dış dünya ile etkileşimde bulunmalı ve bununla ilgili tanım ve kavramları edinmelidir. Zihin gelişimi eğitim ile doğru orantılıdır. Annenin gösterdiği ilgi, oynamak için kullandığı oyuncaklar, yaşadığı çevredeki çeşitli uyaranlar, çocuğun zihinsel gelişimini büyük ölçüde etkiler. Tüm bu nedenlerden dolayı bebeklik döneminde yetişkinlere büyük görevler düşmektedir. Çocuk bu devrede yetişkinlerden ne kadar olumlu duyumlar alır, zengin uyaranlarla karşılaşırsa çevresiyle de o ölçüde olumlu ilişkiler kurabilir ve sağlıklı bir gelişim gösterebilir.

 İlk Çocukluk -Oyun Dönemi ( 3-6 Yaş )

Okul öncesi yıllarını içine alan ilk çocukluk dönemi, çocuğun aktif olarak çevresine
yöneldiği, uyarıcılar ile dolu dış dünyayı keşfetmeye çalıştığı, insan yaşamının en temel becerilerinin kazanıldığı bir dönemdir. Bu dönemde çocuk, belli bir yapılanmayı tamamlamış olan bedenini etkili bir şekilde kullanmayı ve oyunlarında bedenini ustaca kullanmayı öğrenmiştir. Aynı zamanda çocuk büyümeye devam etmektedir. Bir yandan büyümeye devam ederken diğer yandan kendisinin ve bedeninin farkına varmaya başlamıştır. Çocuk, bu dönemde sosyalleşmeye de başlamıştır. Başkalarını keşfetmiş ve onlarla birtakım kurallar çerçevesinde bir araya gelmeye çalışmaktadır. Çocuk davranışlarında egosantrik ( ben merkezcil )tir. Okul öncesi eğitim kurumlarına gitmekte ve sınıf arkadaşlarıyla karşılaşmaktadır. Sokakta yaşıtlarıyla ortak etkinliklerde bulunmakta, parkta birlikte salıncağa binmektedir. Çocuğun bu dönemde kazandığı beceriler, sonraki yıllarda sosyal ilişkilerinin temel yapı taşı olarak kullanılacaktır. Çocuk yavaş yavaş aile ortamından çıkmakta ve başkalarıyla karşılaşmaktadır.

İkinci çocukluk (ilkokul ) dönemi ( 7-11 yaş )

Çocuğun aile ortamından çıkıp dış dünya ile daha içice olduğu dönemdir. Bu dönemin
başlangıcı ilkokula yeni başlama, son yılları ise çocuğun ergenlik dönemine girmeye
başlaması açısından son derece önemlidir.
Çocukta bu dönemde:
 Mantıklı düşünme başlar.
 Ben merkezcillik azalır.
 Yaşıtları önem kazanır.
 Bellek ve dil becerileri artar.
 Bilişsel becerileri artar.
 Fiziksel gelişme durağanlaşmıştır.
 Benlik kavramı gelişimi, benlik yapısını geliştirir.
 Güç ve sportif beceriler artar.
Çocuk, okulda hayatı boyunca ihtiyaç duyacağı okuma-yazma ve hesap becerilerini
edinmeye başlar. Çocuk bu becerilere dayanarak ileriki yaşlarda karmaşık problemleri çözebilir hale gelecektir. Gündelik yaşamda olup bitenler çocuğun ilgisini çekmeye başlamıştır. Ülkelerinde ve dünyada olup bitenler ile ilgili fikir beyan etmeye başlar. Çocukta zihinsel gelişim soyut işlemlere hazırlanmaya başlamıştır. Okul öncesi dönemde temelleri atılan vicdan gelişiminin başlaması bu dönemde değerlerin, tercihlerin ve tutumların belirginleşmesi şeklinde devam eder.

Ergenlik Dönemi (12-18 yaş )

Ergenlik dönemi, bedensel değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. Çocukluk
döneminde kısmen yavaşlayan bedensel büyüme ve gelişme, ergenlik döneminde yeniden hızlanarak bu dönemin sonunda yetişkinlikteki yapısına ulaşır. Gencin beden oranları değişmeye başlamıştır. Bu değişim yüzünden genç biraz sakarlaşabilir, değişen bu oranlara uyum sağlayabilmesi için biraz zamana ihtiyacı vardır. Genellikle ergenlik ve gençlik çağı en sağlıklı yaşam dönemidir. Çocukluk hastalıkları geride kalmıştır, yetişkin çağa özgü hastalıklar ise çok uzaktadır. Ergenliğe özgü denebilecek tek hastalık belki de ergenlik sivilceleridir ( acne ). Ter ve yağ bezlerinin salgıları artmakta ve birikim olmaktadır. Bu durumun erkeklik ve dişilik hormonlarının ( androjen ve östrojen ) dengesizliğinden ileri geldiği sanılmaktadır.
 Ergenin bu dönemde:
 Fiziksel değişimi hızlıdır.
 Üreme olgunluğu oluşmaya başlar.
 Kimlik arayışına odaklanmıştır.
 Yaşıtları, benliğinin gelişmesine ve onu test etmesine yardımcı olur.
 Soyut düşünme ve bilimsel sorgulama gelişir.
 Ergen ben merkezciliği bazı davranışlarda sürdürür.
Ergenlik dönemi, genç için çalkantılı bir dönemdir. Bu dönemde bireyin kişiler arası
ilişkileri gelişir, artar ve nitelik değiştirir. Artık çocuk değildir. Sosyal ilişki kurma becerisi artmaya başlamıştır.Toplum içinde kendi başına girişimlerde bulunabilir. Başkalarıyla kendi tercihleri doğrultusunda etkileşimler kurabilir. Bunun sonucunda duygusal yakınlıklar yaşayabilir. Bu duygusal yakınlıklar aynı zamanda anne babadan duygusal anlamda ayrılmanın bir görüntüsüdür.

GELİŞİME ETKİ EDEN FAKTÖRLER

Gelişim kalıtım ve çevre etkileşiminin ürünüdür. Bu güne kadar gelişim konusu
üzerinde çalışan bilim adamlarının bazıları, gelişimde daha çok kalıtım, diğer bir grup ise çevrenin etkili olduğunu savunmuşlardır. Genel olarak kalıtımın veya çevrenin etkili olduğunu söylemek yerine, bazı özellikler için çevrenin, bazı özellikler için kalıtımın daha etkili olduğunu söylemek daha doğrudur. Bu konuda en son görüş, gelişmede yalnız çevre ve yalnız kalıtımın değil her ikisinin de birlikte ve bunların yanı sıra zamanında önemli bir etken olduğudur ( Gardner-1978 ). Bu durumu kısaca insanın gelişimi kalıtım ve çevre etmenlerinin, zaman içinde etkileşiminin bir ürünüdür, diye tanımlayabiliriz. Dolayısıyla belli bir özellik için çevrenin mi, kalıtımın mı daha etkili olduğunun sorulması daha
mantıklıdır.

Kalıtım
Kalıtım kişinin anne ve babadan genler yoluyla aldığı özellikleridir. İnsanın kalıtsal
yapısını ve gücünü, anne ve babadan 23’er tane olarak gelen 46 kromozom ve bu
kromozomları oluşturan genler belirler. Çocuk, anneden gelen yumurta ve babadan gelen sperm adı verilen hücrelerin birleşmesinden meydana gelir. Kalıtımın kişiye aktarılması, annenin yumurtasıyla babanın sperminin birleşerek zigot ( dölüt ) oluşturmasıyla başlar. Anne ve babadan gelen bu hücreler aynı zamanda anne ve babanın genetik mirasını da taşır. Bölünen her hücre de onu oluşturan hücrenin genetik mirasını taşır. Bölünme sırasında hücrenin kromozomları uzunlamasına ikiye bölünür. Böylece hücredeki kromozom sayısı hep aynı kalır. Bu dönemde hücreler hem çoğalır, hem de farklılaşır. Farklılaşma sonucunda sinir, kas, iç organlar ile kemikler ortaya çıkar. Kromozomlar üzerinde binlerce gen bulunur. Göz rengi, renk körlüğü, saç dökülmesi gibi özellikler çocuğa genler ile aktarılır.Genler anne ve babadan gelecek kalıtsal özellikleri taşıyan birimlerdir. Genlerin bazıları baskın (dominant ) bazıları çekiniktir (recessive ). Baskın gen çocuğa anneden geliyor ise annenin, babadan geliyor ise babanın özelliğini taşır. Yapılan araştırmalarda kısa boyun uzun boya, kahverengi gözün mavi veya gri göze, esmer tenin beyaz tene baskın olduğunu ileri sürmektedir. Çekinik özellikler ise gizili kalıp daha sonraki kuşaklarda ortaya çıkabilir.

Çevre
Çevre, doğumdan başlayarak bireye etki eden tüm dış uyarıcılardır. Normal olan her birey, gelişime açık bir kapasite ile dünyaya gelir. Bu kapasite, içinde bulunulan çevre etkilerinin niteliğine göre biçimlenir. Çevre deyince akla ilk gelen aile ortamı olmaktadır. Anne-babanın çocuğa yaklaşım biçimi, uyguladığı disiplin tarzı, çocuğun kişiliğini ve diğer bireysel özelliklerini biçimlendirmektedir. Bir tohumun yeşermesi ve büyümesi düşünülürse, tarlanın besin bakımından zenginliği, hava şartlarının uygunluğu, toprağın sürülmesi, havalandırılması ve sulanması birer çevre etkisidir. Çok iyi ve bakımlı bir ortamda iyi mahsul alma imkanı fazladır. Ancak iyi çevre şartlarına sahip olmak yeterli olmayabilir, tohumun da kaliteli olması gerekir. Doğumdan sonra bireyin dış çevresi, içinde yaşadığı toplumda bulunulan ve bireyi etkileyen tüm canlı ve cansız varlıklardır. Bireyin yaşadığı yer, ilişkide bulunduğu her varlık, okuduğu kitap, izlediği film, beslenme şekli, ısı, ışık gibi ihtiyaçları onun fiziksel ve sosyal çevresini oluşturur. Aynı evde yaşayan bireyler için bile çevresel farklılık söz konusu olabilir.
Çevrenin gelişime etkileri genel olarak üç devrede incelenebilir:
 Doğum öncesi etmenler
 Doğum sırası etmenler
 Doğum sonrası etmenler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder